Yabanciguncel
YABANCI Yağmur yağıyordu, pencerenin yanında divanda annemin çeyizinden kalma yaldızı sönmüş kırmızı yorganı üzerime sıkıca örtmüş yatıyordum. Annem odaya girdi. Belinde yine koyu renk peştamal gibi şal bağlıydı, ayağında şalvarı, yüzünün yarısına kadar yazmasını dolamıştı. Elindeki odunu sobaya atarken bana dönüp “Zeynep nasıl oldun kızım.” dedi. Annem hastayım diye okula yollamamıştı. Sağ elimi yorganın altından çıkarıp iki defa nazlanarak “öhö öhö” yaptıktan sonra “İyiyim” dedim. Sobanın üzerindeki sütü karıştırırken “Hah! Aferin sana. Süt kaynayınca, süt de içsin kızım.” dedi. Kepçe ile sütü karıştırmaya devam ederken dalgın gözlerle: “ Allah dışarda kalan kullarına yardım etsin çok fena yağıyor.” dedi. Yattığım yerden doğruldum, pencere camına vuran yağmur damlalarını izlerken, sobada harlanan ateşin sesine vokal yapan yağmura kulak kesildim. Ben kendimi kaptırmışken tam ablam göründü kapıdan. O da sobanın yanındaki mindere ilişti. “ Nasıl oldun ablacım.” dedi. “ ...