Kayıtlar

Aralık, 2020 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Hakikat Çıkmazı

 Varlığımın yani benliğimin, bana büsbütün indirildiği gün, işte benim kutlu, Kadirli gecem. Ben, başkasının rüyasına uykuya dalamam. Daha önce ya da aynı zamanda var olmuşun kendiliğini, benliğim kılamam. Sizin emanet verdiğiniz hakikatinizi amentüm sayamam. Ben, kendimin peşindeyim. Yani hakikatimin. Hakikatimi halisilasyona dönüştürmek isteseniz de siz, ey! Bu akıl oyununda kendimde ısrarcıyım. Yolumda yolcuyum. Bu yolda bazen yaralı, çoğu zaman çaresizim. Fakat yine de kendimle aramdaki mesafeyi kapatmak zorundayım. Hiç değilse, ölmeden önce. Yani diyeceğim: ölene dek! Çünkü bilmiyorum, bir daha, annem olmayan bir anne tarafından dünyaya getirilir miyim?

Son oyun

 Farkına varamadığımız "son"lar, bizim eşiklerimizdir. Mesela, çocukluğumuzun bitişi, akşam olduğunu fark etmediğimiz o son saklambacımızdır. Sahi ya! Son saklambaç oyunumuz diye bir gerçek var hayatımızda. Bir türlü unutamadığımız büyük aşkımız! Birden farkına varırız, uzun zamandır onu düşünmeden uykuya daldığımızı, artık onu gözetlemediğimizi... Ama nasıl ve ne zaman unutuldu, o, unutulmaz olan. Ne ara pazarlığını yaptık bunun. Gerçek acılarımızı, suni sevinçlerimize sattık. Onun da çoğunu tükettik zaten. Ömrün geriye kalan büyük bir kısmına donuk ümitsizliklerimizi yetirmeye çalıştık. Sonuç ne peki? O klasikleşen söz : "yetmedi, yetiremedim!" Robotlaşan insan bedenimizde, demir parmaklık ardında yaşamaya mahkum ettiğimiz, cinnete kesik ruhlarımız, bunca ağır cezaya rağmen yine de iyi var oldunuz. Çabanıza sağlık...

Aklın Bekleme Odası

 İnsanın sırrı olmalı ve sırrını açık etmemeli. Kendi sırrında istirahatini sürdürmeli. Bu sır, kişinin sandığı kadar melun dahi olsa, onu dış dünyadan ve insanların kibrinden koruyacak, yegane sığınak olacaktır. Ne zaman ki insan o mağaradan çıkmak isterse, önce yalancı bir ışık gözlerini kamaştıracak ve gecenin ilerleyen saatlerinde onu bir başına karanlıkta bırakacaktır. Sırrın kederi, yerini  yalnızlığın kaygısına bırakacak. İnsan keder gibi derin bir duyguyla kaygı denen müphemliği değiştirecek böylece. Hata yapmanın insanlaştiran hazzı , bir kere damarlarından girmiştir artık. Onu tüketen bir uyuşturucu gibi her hatanın başta verdiği hazzın peşinden koşacak. Onu tükettiğinin farkında olarak ama bir umut kırıntısı peşinde sürünerek. Bu yüzden değil miydi zaten; pandoranin kutusundan çıkan son kötülüktür "umut". Bazen düşünüyorum da; bizi cennetten eden yasak meyve de "umut" olmasın sakın ? Zira en çok umutluyken kendimi dünya sürgününde hissediyorum. "Bitt...