Kayıtlar

Mayıs, 2020 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

İlk Cümle

Resim
Masanın başına oturmuş, ilk cümlenin teşrifiyle hikayenin kapılarının açılmasını bekliyordum.  Kalemin ucunu masanın demir ayaklarına vurarak düzenli ve monoton sesler çıkarıyordum. Zihin çarpıntımın sesleriyle de birleşince adeta düşünsel bir armoniye dalmıştım. İç çekişlerini nasıl edebi metne dönüştürebilir  insan? Kafamın içerisindeki karmaşayı süslü cümlelerle nasıl stilize edebilirdim?  Böylece dert ettiklerimi bir başkasının hoşuna nasıl gönderebilirdim. Masanın üzerine eski yeni karışmış cümleler koydum. Kum saatinde duran biraz da zaman vardı. Bunları kalemimle işleyip en azından bir motif çıkarmam gerekiyordu. İçmeyi unuttuğum kahve soğumuş, bu bekleyişten de yorulmuştum, masadan kalktım. Salondaki tek kanepeye kendimi atıp uzanmak istedim ama üzeri kitaplarla doluydu. Masanın başında duran tek sandalye dışında oturacak yer de yoktu. Salon, kitaplıktan taşmış dağınık duran kitap komünleriyle adeta şairler mezarlığına dönmüştü. Nereye baksa isim yazılı mezar...
Resim
Duvardaki Resim Yağmur, doğa ananın bulutlarla çaldığı “su damlaları” konçertosu, onun   en sevdiği parçanın sesleriydi. Yağmur damlaları cama vururken, o da tuvali önünde bildiği sanatı icra etmekle meşguldü   . Pencerenin önünde duran sandığın üzerinde sırtını   cama vererek, bacaklarını açmış, sağ dirseğini dizine, yüzünü sağ yumruğuna dayamış oturuyor, sehpanın üzerinde neşeli bir resmin paleti gibi renkli dağ çiçeklerine dalmış öylece duruyordu. İçine çektiği nefes, gözbebeğinde titreyen ıslak ışıltıyı bir düş ile örtüverdi. Toros dağlarında çiçek kokularının çam kokusuna sırnaşık kokusu   ciğerlerinin eteklerinde baharı açtırmıştı. Avuçlarında bir el sıkıca tutuyordu. Sıcaklığı avuç içi   çizgilerini takip edip tüm elini kaplamıştı. Çiğ taneleri ile nemlenmiş otlar arasında ayak parmak uçlarından bileklerine değin yükselen ferahlıkla yavaş adımlarla yürüyorlardı   . Birden bıraktı elini ve yamaca doğru hızlı, heyecanlı ve aksak adımlarla, sarı...